Psikolojik Danışmanlık

Psikolojik Danışmanlık Nedir ?

sena soysal

Psikolojik danışmanlık, kendi içsel süreçlerinizi keşfetmeniz, kendinize ve diğerlerine yönelik farkındalığınızın artırması, duygu, düşünce ve davranışlarınızı değerlendirme becerinizi geliştirme yolunda, alanında uzman olan psikoloğumuz eşliğinde gerçekleştirilen bir sağaltım yolculuğudur. Hedefimiz sizin kendinizi ve çevrenizi daha iyi anlayıp, kabul edip daha etkin seçimler yapma, uyum gösterme, etkin seçim yapma, karar verme süreçlerinde zorlanmadan varlık gösterebilmenizi sağlamaktır.

Günlük hayatta yemek yeme davranışının altındaki motivasyonun ne olduğunu belirlemek oldukça önemlidir. Duygu durumumuz değiştikçe yeme alışkanlıklarımız da değişiklik gösterir. Olumlu ve olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımızda genellikle yeme düzenimizin bozulduğunu gözlemleriz. Tüm bunların sebebi kişinin yeme davranışının altında farkında olmadığı ruhsal dinamiklerin olmasıdır.

Diyetisyeninizin sizin için hazırladığı diyeti işlevsel bir biçimde nasıl uygulayabileceğiniz, psikoloğunuzla yapacağınız bireysel terapiyle birlikte daha kolay bir hale gelecektir.

Yeme davranışı kişilik yapısınun bir parçasıdır ve bu davranışı sağlıklı bir hale getirebilmek için diyetin uygulanması kadar korunması da büyük öneme sahiptir. Kalıcı ve sağlıklı bir yeme davranışı oluşturabilmek için psikolog eşliğinde gerçekleştireceğiniz davranışsal ve düşünsel değişimler motivasyonunuzu artıracak ve diyeti başlayan ve biten bir süreç olarak görmekten çok bir yaşam biçimi olarak benimsemenizi sağlayacaktır.

Psikoterapi ile beslenme danışmanlığının eş zamanlı olarak yürütüldüğü terapidir. Danışanlar hem diyetisyen hem de uzman psikolog desteği ile yeme davranışları üzerindeki kontrolü sağlamlaştırma üzerinde etkili bir sürece başlamış olurlar. Bu süreçte psikolojik danışman ve diyetisyenler danışan için gerekli desteği sağlayabilmek adına işbirliği içinde hareket ederler.

Destekleyici terapi ile kişinin mevcut problemlerini ortadan kaldırmak, ruhsal bozukluğun oluşumunu ya da tekrarını engellemek, kişinin öz saygı, uyum becerilerini desteklemek, güncel problemlerle baş etme becerilerini geliştirmek amaçlanmaktadır. Destekleyici terapi; kişinin farkındalığını artırarak kendiyle ilgili bilmediği yönlerin keşfini ve duygu, düşünce, davranış olarak istediği yönde değişim sağlamasına yardımcı olmayı hedefleyen terapi biçimidir. Depresyon, fobiler, panik bozukluk, kişilik bozuklukları, yas, ve bağımlılık, yeme bozuklukları gibi konularda etkin olarak kullanılmaktadır. Motivasyonel görüşmelerle birlikte sürdürülen terapilerdir.

Depresyon, yeme bozuklukları, kaygı bozuklukları, kişilik bozuklukları, travma, takıntılar gibi alanlarda danışan ve terapist yaşanan problemlerin kökenlerini bulma odaklı bir süreç geçirirler. Terapide danışan ve terapist arasındaki ilişki üzerinden danışanın diğerleriyle olan ilişkisi yeniden inşa edilir. Kişinin yaşadığı problemlerin kökeninde olumsuz bakış açıları, düşünceler olduğu, bunların da duygu durumumuzu negatif yönde etkilediğini bilgisi üzerinden hareketle geçmişten gelen izlerin değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik işlevsel aktarımları terapi sürecinde çalışılmaktadır. Değişim için motivasyonu olan, iç gözlem ve farkındalığı yüksek, kendine karşı dürüst olabilen bireylerde kısa sürede gelişim sağlanmaktadır.

Kurumsal danışmanlık şirket veya bireylerin olmayı hedefledikleri konum ile bulundukları konum arasındaki mesafeyi kapatmak üzere çalışan bir sistemdir.

Performans geliştirme, kurum işlevselliğini, üretkenliğini artırma, kurum içi iletişimin gelişmesi kurumsal danışmanlık sürecinde ele alınan başlıca konulardır. Hizmet verilen kurumlar arasında şirketler, okullar, ana okulları, kreşler bulunmaktadır. Kurumsal danışmanlık, kurumsal farkındalığı da beraberinde getirir.

Şirket içi seminerler, eğitimler, grupla psikolojik danışma ve bireysel danışmanlık kurumsal danışmanlık kapsamında uygulanmaktadır. Sporcu motivasyonu, takım olmak, bireysel sporlarda performans ve zaman yönetimi, ebeveynlere yönelik beslenme – psikoloji ilişkisine yönelik toplantılar, beslenme ile ruh sağlığı ilişkisi, beslenmenin psikolojik etkisi, yiyeceklerin duygusal etkileri, gıdaların insan gelişimi üzerinde etkileri, duygu durum bozukları beslenme ilişkisi, çocukların beslenme alışkanlıkları ve psikoloji arasındaki ilişki, duygusal yeme sendromu, ergenlik döneminde beslenme kurumsal danışmanlık kapsamında desteklediğimiz danışmanlık alanlarındandır.

Bebek doğduğu andan itibaren beslenme süreci ebeveyn ve çocuk arasındaki duygu akışını sağlamanın en iyi yollarından biridir. Çocuklar modelleme yoluyla öğrenirler yani çevresinde gördüğü davranışları hızlıca taklit ederler. Bu nedenle de ailenin yeme alışkanlıkları çocukların yeme davranışlarının belirlenmesinde büyük öneme sahiptir.

Buna ek olarak yeme bozuklukları ve kilo problemlerinin zemini çocuklukta atılır ve zamanla yerleşik bir hale gelerek aşılması güçleşebilir. Bu süreç psikolojik, fizyolojik değişim, aile tutumu, ailenin beslenme davranışı, sağlıklı yaşam tutumu, duygu durum değişimleri, ail eve akran ilişkilerine bağlı olarak değişim göstermektedir. Yeme davranışları erken çocuklukta başlar ve zamanla değişim gösterebilir. Az yeme, çok yeme, yemek seçme, sağlıksız beslenme, sabit yiyecekler tüketme gibi davranışlar gelecekte yok olabileceği gibi ergenlikle birlikte yaşanan Biyopsikososyal değişimler Anoreksiya, Bulimiya, tıkınırcasına yeme bozukluğu, duygusal yeme bozukluğu gibi hastalıklara sebep olabilir.

Çocukta oluşan kaygı ve stres faktörlerini belirleyerek bunları azaltmak için yapılacak çalışmalarla birlikte beslenme düzeninde de değişim gözlemlenecektir. Ailenin yeme düzeni ve sağlık algısı üzerine yapılan aile görüşmeleri çocuğun beslenmeyle ilgili temel düşüncelerini keşfetmek ve sağlıksız kısımları değiştirmek için doğru bir adım olacaktır.

Kişilerin kilo, görünüş ve yiyeceklere aşırı derecede takıntılı olma haliyle birlikte sağlık, ilişki ve günlük yaşam işleyişinde bozulmaların meydana geldiği ruhsal kaynaklı, bedensel belirtileri ön planda olan psikolojik rahatsızlıklardır.

Yeme bozukluğu kişinin içsel olarak yaşadığı çıkmazın dışarıya aktarımı olarak tanımlanabilir. Anoreksiya Nervoza, Bulimiya Nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, sınıflandırılamayan yeme bozuklukları bilinen yeme bozukluğu gruplarıdır.

Beden algısındaki bozulmayla birlikte kişi kendini tehlikeli boyutta zayıf olmasına rağmen şişman hisseder ve aynaya baktığında kendini olduğu kilo üzerinde görür. Kişinin zayıf olma arzusu, aşırı kilo almaktan korkması sebebiyle kilo kaybetme amaçlı geliştirdiği özel davranışlar vardır. Yoğun egzersizler, katı diyetler ile takıntılı hale geldiği yeme ve kilo kontrolünü sağlamaya çalışır.

Bulimiya Nervosa’da kişi kontrol dışı aşırı yeme nöbetleriyle fazla besin tüketir ve sonrasında kusma yoluyla bunları vücudundan çıkarır. Anoreksiya’da olduğu gibi Bulimiya’da da bu davranışların altında zayıf bir vücuda sahip olma motivasyonu vardır. Kişi çoğu zaman çok kalorili, karbonhidrat, yağ ve şeker değeri yüksek besinler tüketir. Bulimik bir kişi Anoreksik kişiden farklı olarak normal beden ağırlığında veya hafif kiloludur.

Yeme davranışı üzerindeki kontrolün kaybedildiği, aşırı yeme dönemlerinin tekrarıyla ortaya çıkan yeme bozukluğudur. Burada kişi yeme davranışının telafisi için herhangi bir şey yapmaz. Burada obeziteyle ilgili belirtilere, yaşam kalitesinde ve sosyal yaşamında bozulmalara rastlanabilir. Tıkınırcasına yeme bozukluğuna sahip kişiler genellikle normalin biraz üstünde ya da normalden çok fazla bir ağırlığa sahiptirler. Kardiyovasküler hastalıklarla sıkça karşılaştıkları görülmektedir.

Anoreksiya ve Bulimiya Nevrozadaki belirtilere tam uygunluk göstermeyen fakat her ikisinden de bir takım klinik özellikler gösteren yeme bozukluklarına verilen isimdir.

AYRINTILI BİLGİ VE RANDEVU ALMAK İÇİN